Sabahattin Ali’den 15 Özlü Söz

1907 – 1948 yılları arasında yaşayan ve Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan

Sabahattin Ali’nin kitaplarından derlenmiş düşündürücü sözler

1. İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için, bu zahmetli işe teşebbüs etmektense;

körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.

2. Ben daha çok kendi içinde yaşayan bir insanım…

Bunun için size nazaran birkaç misli fazla yaşamış sayılırım.

3. Müthiş bir gevşeklik içindeyim. Üşeniyorum. Atalet kanunu icabı sürüklenip gidiyorum.

4. İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, düşünmeden,

kafalarını patlatmadan inanmak konusundaki hayret verici temayülleridir.

Dünyadaki yalancı peygamberleri beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.

5. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki,

dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.

6. Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük,

ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur…

7. Bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum.

Bu nefret filan değil…

İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile…

Sadece bir yalnızlık ihtiyacı.

Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum.

Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum.

Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini.

O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz.

Kış günü sokağa atılmış bir kedi gibi kendimi zavallı hissediyorum.

8. Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı.

İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.

9. Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor.

Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.

10. Ne kuzuların ağzından, vahşi kurt dişlerinin sırıttığını gördüm.

11. Hayatımızın, birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu,

çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum.

Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu.

Bir kadın, trenin penceresinden dışarı bakabilir, bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar,

o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi.

Yahut bir kiremit, hafif bir rüzgarla yerinden oynayarak, devrin gıpta ettiği bir kafayı parçalayabilirdi.

Göz mü mühim kömür parçası mı, kiremit mi mühim kafa mı diye düşünmek nasıl aklımıza

gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl hiç mütalaa yürütmeden kabule mecbursak,

hayatın daha başka türlü birçok cilvelerine de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk.

12. İçimizde şeytan yok…

İçimizde aciz var… Tembellik var…

İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…

13. İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.

14. Yaratmak yoktan var etmektir.

En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçemez.

Yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları, şeklini değiştirerek piyasaya sürmekten ibaret.

Bu gülünç iş, bir insanı nasıl tatmin eder bilmiyorum.

15. Sen dünyada ne kadar antikalık yapmak isteresen, hayat önüne o kadar gündelik hadiseler çıkarıyor.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir