Harikalarla Dolu Dünya!

Kör, sağır ve dilsiz doğdu. Başlangıçta göremiyordu, konuşamıyordu, duyamıyordu.

Ama bütün bunların üstesinden gelmeyi başardı.

Ve bir gün şöyle dedi:

Bazen kendi kendime: Dünyada herkes senede iki gün görme ve işitme duyularından mahrum kalsa ne iyi olurdu diye düşünürüm.

O zaman onlar karanlıkta görme kabiliyetlerine daha çok değer vermeyi, sessizlikte seslerin verdiği zevki daha iyi duyabilmeyi öğrenebilirlerdi.”

Acaba sadece birkaç günlüğüne görebilmesi mümkün olsaydı önce neleri görmek isterdi Helen Keller?

Birinci gün bana yaptıkları iyilikleri ve yardımlarıyla hayatıma değer veren insanları görmek isterdim.

Bir kimseyi görebilmenin insanlarda ne hisler uyandırdığını bilmiyorum.

Ben sadece dokunarak onların yüz hatlarından kederli mi, neşeli mi olduklarını hissedebilirim.

Fakat görenler acaba gözlerini iyi kullanıyorlar mı? Sevdiklerinin göz renklerini, yüz hatlarını biliyorlar mı?

Evet ilk gün sevdiğim arkadaşlarımı eve çağırıp yüzlerine uzun uzun bakardım.

Sonra yeni doğmuş bir bebek görmek isterdim.

Sadece onun masumluğundan bir güzellik hissesi alabilmek için.

Kitapları görmek isterdim ayrıca.

O akşam, gurubun her zamankinden daha parlak ve muhteşem olması için Allah’a yalvarırdım.

Ve gözlerimi hiç ama hiç kapamazdım.

Ertesi gün şafak vaktini seyrederdim.

Sonra insanların sanat eserlerini görmek isterdim.”

Etrafınıza üç gün sonra bir daha hiç göremeyecekmiş gibi bakınız.

Üç gün sonra bir daha hiç duyamayacakmış gibi dinleyiniz sesleri.

Belki o zaman her zaman bakıp da görmediğiniz, işitip de güzel bulmadığınız ne harikalarla karşılaşacaksınız.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir