Ateş Pahası Deyimi Nerden Geliyor?

Rivayet olunur ki;

Vaktiyle Osmanlı padişahlarından biri, yanında yardımcılarıyla birlikte ava çıkmış.

Av peşinde koşarlarken İstanbul çevresinden epey uzaklaşmışlar ve vakit epeyce ilerlemiş.

O sırada hava birden bozulmuş ve şiddetli bir yağmur başlamış.

Hünkar ve adamları hemen en yakın kulübeye sığınmışlar.

Sığındıkları kulübe odunculuk yapan bir garibe aitmiş.

Adamı tedirgin etmemek için kim olduklarını söylemeseler de,

oduncu giyim kuşamlarından mühim şahsiyetler olduklarını anlamış.

Bol ateş yakıp, kulübeyi iyice ısıtmış.

Dışarda ıslanıp üşüyen padişah ve adamları durumdan çok memnun kalmışlar.

Bu memnuniyetle Padişah bir ara:

Doğrusu bu ateş bin altına değer, demiş.

Geceyi orada geçirdikten sonra yola çıkacakları vakit, oduncuya kaç para borçlu olduklarını sormuşlar.

Oduncu fırsat bu fırsat diye düşünüp:

Bin altın, demiş.

Parayı fazla bulan vekilharç hemen atlamış:

Ne masraf ettin ki, bu kadar fazla para istersin!

Sabaha kadar odayı sıcak tuttum, bu dağ başında böyle ateş zor bulunur, demiş oduncu.

Vekilharç: “İyi de ateş bu kadar pahalı mıdır” diye çıkışınca Padişah:

Ateş iyiydi, pahası neyse verin!, demiş.

O gün bugündür, değerinin üstünde fiyat biçilen şeyler hakkında “ateş pahası” denilmeye

başlanmış ve giderek halk diline yerleşmiş.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir